dada.

Mein Maerchen ist aus, dort laeuft eine Maus.

26.5.09

Beynin arka fonu olsaydı, çello çalardı devamlı. Alt metin dersen; "onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine." Beyni bir sonlanışla özleştirmem ne denli sağlıklı, mantıklı bilinmez. Nitekim "bilinmezden gelip, bilinmeze giden " yolcular için sorgu-yargı olamaz. İki zıt eylemi aynı doğrultuda yapabilen ender zat-ı şahanelerden oluşuyorken etraf, birilerinin çıkıp da sorgu-yargı sıfatlarını üstlenmeleri üzmüyor değil.
Trompet de olabilir. O zaman şöyle derdim; "Size zarar vermeye değil, sizi eğlendirmeye geldim." İfadesiz maskemi görenler korkacaktı tabi, beni ilk gördüklerinde. Ağızdan çıkandan başka iletişim kurmayı reddedenler için de ne büyük rahatlama olacaktı açıklamam. Halbuki gördüğü şeyden korkan için, kelimeler ne denli rahatlatıcı olabilirdi ki? Bir sonraki korkusuna kadar unutmuşçasına devam edecekti bilinmeze. Fakat bir kez daha korkutucu bi ifadesizle karşılaşmaya görsün, sanki tüm dünya onun korkusundan besleniyormuş da, o korkmazsa ne yaparmış dercesine hiç çekinmeden cebindekileri art arda salacaktı gün ışığına. Karanlık olduğunu düşünsene bir de.
Bir kadın sesi de olabilirdi aslında. Konuşmazdık.
Peki bir davul olsaydı?
Sadece arzu etmek için, arzu etmekten bir an önce vazgeçmeli!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder