22.12.14
Yazının gücü karşısında bedenin gözü geri çekilmek zorunda kaldı.
Kimse bunları karşı karşıya getirmek istemezdi elbette. Fakat hamlığın hamallığı da bu ayırma gayretinde gizli, hem de idraki mümkün kıldığını iddia ederek!
Japon çiçeklerinden bahsetmeli.
Köklerden, yüzeylerden, saatlerden.
Belki alkolden.
Kötüyü temsilen.
Bedenin mağlubiyeti kısa süreli sükunet getirdi peşinen. Aradaki çatışma askıya alınarak sona erdi zaten. (Faresiyle oynamaktan zevk alan kedi misali.) Yakında davulların seslerini yeniden duyurmasından korkuyorum; tüm şehre, rüyalara, ağlara nüfuz eden, hayalleri kuarklarına ayıran ve malesef tekrar bütünleşmeye engel olan. Ruhun oralarda, bedenle bütünleşik biçimde beklemede olduğunu biliyorum. Kontrolun bende olmadığını hissetmem bu beraberlikten geliyor. Korkutan şey korkunçluğunun derinliklerine baktığında, hayatın en huzurlu şeyine dönüşebiliyor birden. Nasıl bir haz! Ölümden zevk almak, ölürken ona bakabilmekten geliyor olmalı. Ondan önce yapılması gerekense bu bakışı atabilecek gözle barışabilmekte. Sanki sonsuzluk elimin altındaymış gibi, ertelemeye devam edeceğim bir süre daha. Aklımın aptallığı korunaklı bir alan sağlıyor, bedenimin dahiliği karşısında. Genelde hep böyledir zaten.
Alkolse uyuyanı zehirliyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)