dada.

Mein Maerchen ist aus, dort laeuft eine Maus.

19.11.11

Yalnızlığın keşfinin üzerinden henüz üç asra yakın bir süre geçmişti.
Hal şu: ucubeler, cadılar, cüzzamlılar kalabalıktan itilerek bir nevi insan olmadıkları söylendi. Ardından bir grup aklı cüzzam ortaya atılıp kapanmayan yaralarından haz alabileceğini savundu. Yanisi, yalnızlığın öznesi olmaktan yana çıktılar, içinde bulunulan vaziyetin yalnızlık olduğunu söyleyerek. Belki bir insan yaşamına sığmadı seslerini duyurmaları fakat bunun yüceltilmesiyle yalnız kalınamazdı. "Deneyim" olarak yalnızlık ne kadar mümkün?
Hıçkırıklardan başka çıkan bir ses olduğu sürece -ki hıçkırık da olurdu bir zamanlar- yalnız demek şımarıklıktı. Sessizlik yalnızlıktı, ve ya vücuttaki her ritmi duyabilmek yalnızlıkla mümkün. Yalnız doğarsın ama doğuramazsın her şeyden önce. Yemeğini yalnız senin yemek borun midene taşır ve yalnız sen sindirirsin bir yandan. Ölürken de yalnız senin kalbin durur.
Tıpkı ölüm gibi ancak yalnızlığın temsilinden faydalanabilirsin, galiba. Tıpkı ölüm gibi acısı etine işler. Korkuları da benzerdir.
İşte böyle bir günün akşamı yalnızlığıma sessiz çığlıklarla güzellemeler yaparken, hazzın sona ermesi için dualar yakarıyorum bir yerden.
Acı da tükenebilir.