dada.

Mein Maerchen ist aus, dort laeuft eine Maus.

31.8.11

Ölümlülüğün sanatla unutulduğunu iddia etmek zorunda kalınabilir bazen, bazen de ölümün tam da sanatsal bir tasarım olduğu. Bu kez ikisini ayırmamaya çalışmalı.
Öncelikle, "keşke en nihayetinde öleceğimizi o da bilseydi." şeklinde yorumlanabilecek konuşmasıyla tüyleri daha da ürperten kathy h.'den bahsetmeli. Sanat ve tasarımın "içindeki" ruhu dışarı gösterebileceği inancıyla büyüdü, kaderini de tevekkülle karşılamaktan geri kalmadı. Sorun ise yıllar sonra çevresindeki herkesin parçalarını vermek koşuluyla parçalandığına şahit olmasına rağmen bundan nasibini alamamış tavrında. Her zaman "bunun için parçalanmama gerek yok, elbette bunun için varım ve zamanı geldiğinde gerçekleşecek." dese de, her edimini, düşünce biçimini hakikati unutmak üzerine kurmuşçasına, ölenin zaten daha önce ölmesi gerektiğini, bu süre boyunca boşuna yaşadığını iddia edercesine kendiyle hesaplaşmaya girişti! Fakat dendiği gibi kendiyle hesabından ziyade, Ruth'la hesabını görmek için geçmişe bakıyordu adeta. Yapılmamalı mı? Bilinmez. Fakat parçalanmanın böylesine hıçkırıksız olması kibirden değil mi? Sedye üzerinde açılmış bir bedene, dahası ölmeyen ölüme tanıklık edene hıçkırıkla eşlik edilmemesi kibir değil mi?
Epey huzursuz bir tarafı var henüz tam kestiremesem de. Biraz düşünmeli.